![]()
![]()
Hal böyle olunca,
Müslümanın diyaloğa, hoşgörüye karşı çıkması mümkün değil. Zaten bu
diyalog İslam dünyasında asırlardır, en güzel şekilde yaşanmış. Bizzat
Peygamber efendimiz Hıristiyanlarla, Yahudilerle diyalog kurmuş. Onlara
iyi davranmış, ibadetlerine mani olmadığı gibi , ibadetlerini rahat
yapabilmeleri için kolaylıklar sağlamış. Onlarla alış veriş yapmış,
onların yemeğini yemiş, elbiselerini kullanmış…
Daha sonraki
devirlerde de Müslüman ülkelerde, Müslümanlarla, gayri müslimler hep iç
içe yaşamışlar; hatta Müslüman ülkeler gayri müslimlerin sığınak yeri
olmuştur. Bütün Avrupa’nın dışladığı, gemilerde ölüme terk
edilen Yahudilere sadece Osmanlının sahip çıkıp, onları İstanbul’a
yerleştirdiği herkes tarafından bilinen gerçeklerden sadece biri.
Bütün bilinen bu
gerçeklere rağmen, bugün,sanki, farklı din mensubu insanlar arasındaki
diyalog kopmuş, dinler savaşı yaşanıyormuş gibi, Vatikan’ın diyalogla
yatıp, diyalogla kalkması Müslümanları haklı olarak endişelendirdi.
Acaba, altından nasıl bir çapanoğlu çıkacak diye merak edildi.
Sonunda bulutlar dağıldı; Vatikan’ın gerçek niyeti diyalog değil, bunu istismar ederek, Hıristiyanlığın propagadasını yapmak olduğu ortaya çıktı. Papa 2. Jean Paul, Sen Pietro Kilisesinde, (25.6.2000) düzenlenen ayinde, ‘’Kilise ile diğer dinler arasındaki diyaloga evet. Ama aynı zamanda tek kurtarıcının İsa olduğunu ilan etmek gerekiyor’’ diyerek, gerçek maksadını açıkca ortaya koydu. Böylece “Din mensupları arasındaki diyaloğa evet. Ama, istismara hayır!” sözümüz bir kere daha haklılık kazanmış oldu.
Artık kabak tadı
vermeye başladı bu propagandalar. Basının alay konusu oldu; şov
yapmakla suçlandı Vatikan. Kendi din mensupları bile rahatsız oldu;
Vatikan’ın bu istismar kokan, açıklamalarından, uydurulan efsanelerden,
sırlardan(!) sıkılmaya başladı. Günlerdir beklenen Vatikan’ın canlı
yayındaki açıklamasını, yerli – yabancı bütün basın “sırlar fos çıktı” yorumu ile verdi. İtalyan halkından gelen olumsuz tepkileri gören Vatikan geri adım atarak Papa’nın tam tersine, “Fatima olayının dini bir tarafı yok, mucizevi bir olay değil” açıklaması ile halkın tepkisini azaltmaya çalıştı.
Zaten tarih boyunca,
Vatikan hiçbir zaman tavrını net bildirmedi. Sözü ile özü bir olmadı.
Gerçek niyetleri hep saklı kaldı. Başarırlar veya başaramazlar, ama bu
defa gerçek niyetlerinin; dinlerarası diyalog, hoşgörü adı
altında, dinleri birleştirmek, sonra da bütün dünyayı
Hıristiyanlaştırmak olduğu ortaya çıktı artık.
İşin başka bir yönü de, bütün bunları Vatikan’ın kendiliğinden yapmadığıdır. Arkasında, Batı devletlerinin olduğudur. Batı, özellikle İngilizler,
asırlardır Osmanlı ile uğraştı. Daha o zamanlar Türkleri, elde
ettikleri bazı paşalar vasıtasıyla Hıristiyanlaştırmak istediler, fakat
tutmadı. Tutmayınca, Osmanlıyı yıktılar, bu yetmedi, bu defa da
İslamiyeti hedef aldılar.
Batılı
ülkeler biliyorlar ki, bugün de, Türkiye, Avrupa için çetin cevizdir.
Bunun için Avrupa Birliği, bu halimizle bizi aralarında görmek
istemiyor. Dışarıda bırakmaktan da korkuyorlar çünkü o da ayrı bir
tehlike onlar için.
Bunun için Hıristiyanlaştıramadıkları takdirde ne yapılacağına dair alternatif planlar üretiyorlar: Gerçek İslam onlar için her zaman tehlike demektir. İslamiyeti yakından tanıyan Hıristiyan alemi Müslüman olabilir. Avrupa’nın dengesi değişebilir. Bu tehlikeden ancak, şimdiki Hıristiyanlık gibi, gerçeği ile ilgisi olmayan, sadece ismi İslam olan bir din geliştirerek kurtulabileceklerine inanıyorlar.
Planlanan bu
dinde, İslamın temel inançları ile amellerinin esası olan fıkıh
olmayacak; alimler, mezhepler devre dışı kalacak. Dünya işleri ile
ilgisi kesilecek; haramı, helalı olmayacak, tamamen ruhanî olacak.
Kısacası, namazsız, oruçsuz, zekatsız… felsefi konularla donatılmış bir
din olacak.
Bunun için de, dinin muhatabı, tatbikçisi Peygamberimiz, devre dışı bırakılacak; hadîs-i şerifler, “uydurma, aslı yok” ithamı ile dinin kaynağı olarak kullanılmayacak. Kur’an-ı kerime de tespit edilen esaslar doğrultusunda mana verilecek. Bazı âyetler zamana uymuyor diye devre dışı bırakılacak. Böylece, İslâmiyet bir hümanizma, bir ahlâk sistemi haline getirilecek. Batı’nın planı, hesabı bu…