![]()
![]()
Dinlerarası diyalogta, Vatikan samimi değil. İkiyüzlülük ediyor. Bunu anlayan, Yahudiler başlangıçta taraftar görünmekle beraber, bu beraberlikten daha sonra çekildiler. Diyalog, dinlerarası değil Hıristiyan - Müslüman diyaloğu haline geldi.
Diyalog konusunda Diyanet
de uyanmaya başladı. Diyanet İşleri Başkanı Vatikan’ın
samiyetsizliğinden şikayetçi. Bu konu ile ilgili gazetelerde yayınlanan
haber şöyle:“Diyanet İşleri eski Başkanı Mehmet Nuri Yılmaz, Tiflis’te katıldığı ‘‘Kafkaslarda Barış İçin İşbirliği ve Dinlerarası Diyalog Toplantısı’’nda, misyonerlik konusunu gündeme getirerek, diğer dinlerin temsilcilerine, artan misyonerlik faaliyetlerinin
dinlerarası diyaloğa gölge düşürdüğünü söyledi.Şûra’da, diyalog için
samimiyetin şart olduğunu kaydeden Yılmaz, herkes dinini seçmekte
özgürdür. Kimsenin baskı altında tutulmaması gerekir. Dinlerarası
diyaloğun sonuç verebilmesi için misyonerlik faaliyetlerine son
verilmesi gerektiğini, söyledi.Ayrıca, Başkanlığın camilerde okunması
için hazırladığı hutbede de, misyonerlik çalışmalarına karşı sert bir
tepki gösterilecek ve vatandaşlar ‘‘Misyonerlik Faaliyetlerine Dikkat Edelim’’ başlıklı bir hutbe ile uyarılacak, denildi.(bkz.09.08.2002 tarihli diyanet hutbesi)
Vatikan’ın
samimiyetsizliği, misyonerlik faaliyetleri ciddi boyutlara ulaşmış
olacak ki, Yılmaz, Adapazarı’nda yaptığı konuşmada da bu konuya
değindi. Deprem bölgesinde 100 kişinin dinini değiştirdiğinin tespit
edildiğini belirterek, para karşılığı insanların vicdanlarının satın
alınmasını, hiçbir dinin doğru bulmayacağına işaret etti. İnsanların
düştüğü zor durumdan yararlanılmak istenildiğini, misyonerlik faaliyetlerine aldanmamak için “En başta İslam dinini iyi öğrenmek gelir” dedi.
Bunun böyle olacağı
baştan belliydi. Biraz geç de olsa, “ Ne oluyor, anlaşmamız böyle
değildi” noktasına gelinmesi de bir ilerleme sayılır. Çünkü hâlâ uyanamayanlar var. Nitekim, dinlerarası diyaloğun gayri resmi temsilcileri hâlâ tam gaz diyaloğu savunmaya devam ediyorlar.
Bu tür diyaloglarda
tarafların netice alabilmeleri için, fikrin, inancın doğruluğu yanında
güç dengesinin de rolü büyüktür. Maddi gücü, üstünlüğü olan, daha çok
taraftar toplar. Hele Türkiye ve diğer Türk devletlerinde olduğu gibi,
ekonomik sıkıntı içinde olan, açlık içinde kıvranan insanları kandırmak
ve onların sıkıntılı hallerini istismar etmek daha kolay
olmaktadır.Misyonerlerin dağıttıkları paranın haddi hesabı yok.
Vatikan’ın yardım teşkilatı temsilcisi, depremden sonra, 13 milyon dolar yardım yaptıklarını söyledi. Bu açıklanan resmi rakam, açıklanmayan kimbilir bunun kaç katı.
Bu faaliyetin neticesinde, son yıllarda otuz binden fazla Türk, Hıristiyan olmuştur. Nasıl ve niçin din değiştirdikleri bellidir. Bu otuz binden fazla kişi para gücüyle din değiştirmiştir. Sefalet çeken, geçim sıkıntısı içinde kıvranan insanları parayla kendi dinine çekmek diyalog anlaşmasına uyuyor mu?
Aslında Müslüman
iken Hıristiyan olmuş değillerdir bunlar. Uzun yıllar, din eğitiminden,
dini şuurdan uzak bırakılmış, dolayısıyla, dinle ilgileri kalmamış
kimselerdi. Onlar için ha Müslüman kimliği ha Hıristiyan kimliği fark
etmiyordu zaten. Dinini bilen bir kimsenin Hıristiyan olduğu hiç görülmemiştir.
Misyonerlik faaliyetlerine sadece dini açıdan bakmak da yanlış olur. Çünkü Vatikan’ın nihai hedefi bu değil. Esas maksat ülkemiz. Nitekim, Osmanlı İmparatorluğunun kuyusunu bu misyonerler kazmıştı. Tanzimattan sonra, açılmasına iyi niyetle müsaade edilen yabancı okullar, yoğun bir şekilde misyonerlik faaliyetine girmişler ve yetiştirdikleri kimseleri devletin üst kademelerine getirerek Osmanlının yıkılışını sağlamışlardır. Vatikan’ın nihaî hedefleri Anadolu’dur. “Dinlerarası Diyalog ve Hoşgörü” adı altında Anadolu’yu tamamen Hıristiyanlaştırarak eski haline döndürmek istiyorlar.