![]()
![]()
Tarih boyunca hep
öyle olmuş; hakim kültür, hakim güç, diğerlerini kendi potasında
eritmeye çalışmıştır. Bu tehlikeyi gören, bilen, tedbirini alan kendini
koruyabilmiş, en azından bozulmaktan, yok olmak kurtulmuştur.
Bugün de yapılan
budur. Batı,kültürünü bütün dünyaya enjekte etmekte, kendi örf ve
adetini, yaşayışını, dinini hakim kılmaya çalışmaktadır. Batı
görünüşte, biz laikiz, Hıristiyan dininin etkisi altında değiliz dese
de, her insan kendi dinin yayılmasını, dindaşlarının çoğalmasını ister,
bu insanın tabiatında vardır.
Son zamanlarda iyice
ortaya çıkmaya, açıkca ifade edilmeye başlandı. Batı, teknolojisi ile
beraber mensubu olduğu Hıristiyan dinini el altından empoze etmektedir.
Misyoner teşkilatının yoğun faaliyetleri, Hıristiyan Moon tarikatının ”Dinlerarası diyalog” adı altında, lüks otellerde toplantılar düzenlemesi ve kendilerine üye olan veya yakınlık duyan entelleri, aydın din din adamlarını (!) yurt dışında lüks ortamlarda ağırlamaları, potada eritme çalışmalarının bir parçasıdır.
Bu faaliyetler,
Osmanlının zayıfladığı son dönemlerde başlamıştı. İngilizlerin
rehberliğinde başlayan bu çalışmaların geçmişte olduğu gibi hezimete
uğramaması için çok ince planlar yapıldı. İslamiyete orijinal
haliyle kaldığı müddetçe zarar veremeyeceklerini iyi anladıkları için
onu içeriden çökertmeye karar verdiler.
Bunun için İslam adı taşıyan sapık fırkalara
el altından destek verdiler. Ehli sünneti bozmak, parçalamak için de,
kademeli plan hazırladılar. İslam ülkelerindeki maşaları vasıtasıyla
birinci safhada, alimleri, evliyaları kötüleyerek halkın nezdinde
itibarlarını kaybettirdiler. İkinci safhada, İslâm dininin ana
kaynaklarından biri olan ictihadı ve mezhep imamlarını hedef seçtiler.
Bunu yaparken de çok sinsice hareket ettiler. “Bu büyük imamların
büyük hizmeti olmuştur fakat, bugün de ictihad yapacak kimseler vardır,
onlar da ictihad yapmalıdır, ictihad kapısı artık aralanmalıdır” dediler.
Daha sonra gelenler,
kapı aralığını kafi görmeyip, kapıyı sonuna kadar açtılar. Daha
sonrakiler ise kapıyı tamamen söküp bir tarafa fırlattılar. Mezhepleri
inkar ettiler. Böylece dinimizde Kur’an-ı kerimden sonra gelen kaynak
olan Hadis-i şeriflerin kapısına dayandılar.
Yine aynı taktikle önceleri, Hadis-i şerifler olmadan, Peygamberin rehberliği olmadan din öğrenilemez, Peygambersiz din olmaz dediler. İşi bu noktaya getirdikten yani, alimleri, mezhepleri yok ettikten bir müddet sonra da, hadisleri tartışmaya açtılar. Tartışmaya açmalarının sebebi, bir müddet sonra hadisleri yani Hazret-i Peygamberi ve tatbikatını da ortadan kaldırmaktı.
İşte bugün gelinen nokta budur. Bugün artık rahat bir şekilde, “Bir Müslüman için, Kur’an-ı kerim kafidir.
Herhangi bir kimse, Kur’an-ı kerim mealini alıp, okuyarak öğrendikleri
ile, anladıkları ile dinini yaşayabilir. Anladığı doğru veya yanlış ne
olursa olsun, yaptıklarından ahirette hesaba çekilmez, azaba düçar
olmaz, ayrıca Peygamberin açıklamalarına da ihtiyaç yoktur.
Peygamberin açıklamalarına ihtiyaç vardır diyen dinden çıkar. Çünkü,
Peygamberin görevi, Kur’an-ı kerimi getirmekle bitmiştir.“ diyebiliyorlar.
Maalesef bu düşünce
bütün ilahiyat fakültelerinde hakim görüştür. Geçenlerde birkaç
ilahiyat talebesi ziyaretime geldi. Anlattıkları tüyler ürperticidir:
“Kırkbeş kişilik sınıfta, ehli sünneti, âlimleri, mezhepleri savunan
3-5 kişi kaldık. Hocalar her fırsatta bizi aşağılıyorlar, çağ dışı
kalmakla suçluyorlar. İmam-ı a’zamla, diğer eski âlimlerle, fetvaları
ile alay ediyorlar. Ondört asırlık birikimi bir çırpıda reddediyorlar.
Her fırsatta bunları kötülüyorlar. Hadislere şüphe ile yaklaşıyorlar.
Kur’an-ı kerimi de sanki kendilerine inmişcesine, istedikleri gibi
yorumluyorlar. Tabii ki, biri başka türlü diğeri başka türlü
yorumluyor. Hal böyle olunca da öğrencide dine karşı şüphe, soğukluk
meydana geliyor. “
Şimdi sıra Kur’an-ı kerimde. Şu âyet tarihsel sürecini tamamlamıştır, bu âyet çağımıza uymaz, (bkz.Fethullah Gülen,Küresel Barışa Doğru, s.45)
şu ayet sonradan ilavedir gibi sözlerle şüphe uyandırarak, Kur’an-ı
kerimi geçersiz, hükmünü tamamlamış bir kitap haline getirmek.
Artık bu son safhadan sonra, Müslümanların Hıristiyan olmasında bir engel kalmamış olacak. Vatikan’ın uykuları kaçmayacak, rahat bir uyku uyuyacak. Ondört asırlık intikamını almış olacak. Vatikan intikamını almış olacak da, bu işlere âlet onların hali ne olacak, nasıl can verecekler, nasıl hasap verecekler?
http://diyalogcu.wordpress.com/2007/04/